Almanya’nın en büyük entelektüellerinden Habermas’tan Birleşik Arap Emirlikleri’nin ödülüne ret



Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) verdiği ödülü insan hakları endişeleri nedeniyle kabul etmediğini Alman Der Spiegel dergisindeki demeçte açıkladı. ‘‘Eleştirel Kuram” ve “Kamusal Alan” teorileriyle bilinen 92 yaşındaki Alman filozof daha önce ödülü kabul ettiğini açıklamıştı.

İlk etapta ödülü kabul etme kararının yanlış olduğunu bildiren Habermas, kurumun Abu Dabi ile olan mevcut siyasi ilişkilerinin çekince yarattığını söyledi.

225 bin avro değerindeki ödül 23 Mayıs’ta Birleşik Arap Emirlikleri başkenti Abu Dabi’de verilmesi planlanıyordu.

‘‘Şeyh Zayed Kitap Ödülü’’ Twitter hesabında Habermas’ın kararına ilişkin üzüntü duyulduğunu ifade etti. Açıklamada, ‘‘Ödül, kültürler arasında köprüler kurarken hoşgörü, bilgi ve yaratıcılık değerlerini bünyesinde barındırıyor ve bu misyonu yerine getirmeye devam edecek.’’ ifadeleri kullanıldı.

Habermas’ın ödülü kabul etmeyeceğine ilişkin açıklaması 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününde geldi.

Jürgen Habermas

Eleştirel toplum teorisini Frankfurt Okulu ekolü üzerine kuran Habermas, Almanya Düsseldrof’ta doğdu. Frankfurt Okulu ekolünde birinci nesil kurucu figürleri olan Max Horkheimer, Theodor Adorno ve Herbert Marcuse gibi başat figürlerden sonra Habermas okulun ikinci nesil en önemli temsilcilerindendi.

Habermas’ın teorileri 68 hareketiyle birlikte başlayan öğrenci protestolarının temel manifestosu olmuştu. Hareket radikal hale geldikçe Habermas protestoların radikal çehresini eleştirmekten de kaçınmamıştı. Öğrenci hareketlerinin liderleriyle arasına giderek mesafe girmeye başladı.

Yediden yetmişe kitapları bugün üniversitelerde okutulan ve tüm dünyada çevrilen eserlere sahip Alman filozofun, Nazi döneminde şekillenen düşünce dünyası demokrasi anlayışını güçlendirmek için bir referans noktası oldu.

Nazi döneminde yaşayan Habermas’ın temel mücadelesi Holokost’ta yaşananların bir daha yaşanmaması üzerine kuruldu. Bunun için teoriler geliştirdi. Düşünce dünyasındaki bu karşıtlığın nedeni belki de Babası Erns’ten kaynaklandığı söylenebilirdi. Habermas ile tümüyle zıt görüşlere sahip olan babası 1933’te Nazi Partisi’ne katılan sağcı bir muhafazakârdı.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1945 yılında savaş suçları mahkemeleri olan ‘‘Nürnberg Mahkemeleri’’ davalarını radyodan izleyen filozof duydukları karşısındaki huzursuzluk ve üzüntü onun düşünce hayatını oluşturan temel unsurlardandı.

1954 yılına geldiğimizde kökleri 1818 yılına dayanan Bonn Üniversitesi’nde Alman idealist düşünür Friedrich Schelling üzerine doktora tezini yazdı. 1950 yıllarından itibaren artık gazetelere yazılar yazmaya başlamıştı. Yazılar onun siyasi endişelerini ele veriyordu.

O günlerden itibaren ırkçılık ve popülizm onun mücadele ettiği kavram oldu. Demokrasi ve toplumu dönüştürme kavramlarına odaklandı. Nazi döneminde yaşamış olmasına rağmen intikamcı söylemlerin onun düşünce dünyasında yeri yoktu.

Frankfurt Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü adıyla kurulan ve Habermas’ın ikinci nesli temsil ettiği ‘‘Frankurt Okulu’’ ekolü Nazi rejimi döneminde temsilcilerini teker teker kaybetmişti. Okulun en önemli aktörleri Almanya’yı terk etmek zorunda kalmıştı. Okulun birinci nesil temsilcilerinden Theodor Adorno ile yakın çalışmalarını sürdüren Habermas belli bir düşüncenin kalıplarına bağlı kalmadı, çalışmalarında her zaman bağımsızlığını sürdürmeye dikkat etti.

BOSTON REVIEW, DW, TRT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir